Özel Röportajım Netfinans'ta

"Satışın 10 Altın Kuralı" kitabının yazarı, InfoNET şirketinin Genel Müdürü Sn.Taner Özdeş ile bilgi güvenliği, Türkiye’de internetin geleceği ve "Satış" üzerine konuştuk.

Taner Özdeş - NetFinansTaner Bey, röportaj teklifimizi kabul ederek bizlere zaman ayırdığınız için size çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca Bilişim 500’de de alanınızda birinci olmanızı tebrik ederiz.
Ben de teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarınızı ilgiyle takip ediyorum.

Bilişim Sektörü’nde uzun yıllar faaliyet gösteren bir yönetici olarak, Türkiye’de internetin durumu ve gelişimi hakkındaki görüşlerinizi alabilirmiyiz?
Biliyorsunuz, Türkiye internetle ilk defa 1996 yılında tanıştı. Ben o dönemlerde, Türkiye’nin ilk kurumsal internet şirketi olan Fornet’i kuran üç kişiden biriydim. Diğer iki arkadaş nakdi sermaye koyarak ben de profesyonel anlamda katkı sağlayarak Fornet’i kurduk. Daha sonra o şirketi Koç Grubu’na sattık. Bugün internet 10 yıldır ülkemizde fakat amacı ve ne işe yaradığı konusunda insanlarımız tam olarak bilinçli değil. Daha çok boş zaman geçirmek için özellikle gençler tarafından kullanılan bir unsur olarak bakılıyor internete. Oysa ki internet bir güçtür. Çünkü bilgi güçtür. Türkiye gibi dışa kapalı bir ülkede internet, çok büyük bir güçtür. Ülkemizde okul sayısı, öğretmen sayısı azdır.

Özellikle Anadolu’da insanların bilgiye ulaşması oldukça güçtür. Kitap, dergi gibi materyallere ulaşma imkanları çok sınırlıdır. Olsa dahi maddi güçleri de çok sınırlıdır. Aldıkları eğitim seviyesi düşüktür. İşte burada internet fırsatı vardır ve bu fırsatın değerlendirilmesi gerekmektedir. İnterneti bir güç olarak kullanmamız lazım. İnterneti iki şekilde değerlendirebiliriz. Birincisi, bilgi seviyenizi artırmak. İkincisi ise, dışa açılmak için.

İnternet ne kadar fırsat alanı olsa dahi, aynı zamanda da bir tehdit alanıdır.

Türkiye’nin ileri gitmesi için Turizm ve İhracat alanlarında başarılı olmak zorundayız. Bu alanda başarı için normal koşulları kullanmak bize çok yüksek maliyetlere katlanmamızı gerektirir. Fakat internette çok daha düşük maliyetlerle bunları başarmamız mümkündür.

Nasıl olabilir bu sizce?
4-5 bin dolarlık düzgün bir web sayfası alsanız, dünyadaki search engine dediğimiz arama motorlarına kaydettirirseniz ve sitenizi sürekli güncellerseniz sizin firmanız eğer doğru ürünü doğru pazarlıyorsa, altyapısı ve organizasyonu da varsa çok kısa zamanda dünyada bilinen ve belli düzeyde tanınan bir firma olacaktır. Bu yüzden internet bize çok ciddi imkanlar sunmaktadır. İnternet ne kadar fırsat alanı olsa dahi, aynı zamanda da bir tehdit alanıdır.

Nasıl bir tehdit alanıdır?
Siz nasıl ki bir kapıyı açtığınız zaman, dışarı çıktığınızda oradan içeri bir sürü insanın girmesi mümkün ise, internet de öyle bir yapıdadır. İnternet çok güvensiz bir ortamdır.

Sizce neden güvensizdir?
Çünkü sizin makinenizdeki tüm gizli bilgiler çok kolay bir şekilde başkalarının eline, özellikle de rakiplerinizin eline geçebilir. Sizin firmanıza zarar verebilir ve rekabet gücünüzü kırabilirler. O yüzden internet bir taraftan bilgi sağlarken, diğer taraftan bilgilerinizin çalınmasına, bir yandan firma kurarken diğer yandan da firma bilgilerinizin başkalarının eline geçmesine ve yabancı firmalar tarafından hackerlar tutulmak üzere sistemlerinizin çalışamaz hale getirilmesine fırsat verebilir. Bu yüzden bir yandan interneti bedavaya ve ucuza kullanırken kendimizi daha güvenli bir hale getirmemiz lazım ki siber dünyada var olurken birden yok olmayalım.

Bilgisayarınız üzerinde 80.000 adet kapı vardır.

Bir şirkete fiziksel olarak zarar verilmesi nispeten daha düşük iken, internette dünyanın herhangi bir uç noktasından Çin’den, Japonya’dan, veya Doğu Bloku ülkelerinden bir kişi keyfi olarak veya karşılığında bir para alarak firmanızı bir anda internetten yok edebilir. Bir saldırı ile sitenizi çalışamayacak hale getirebilir ve sitenize girmek isteyen müşterilerinizin siteye ulaşmalarını engelleyebilirler. Ayrıca mail adresinizi öğrenerek de bunları yapmaları mümkündür. Bu kadar basittir bu işler. Bu işi bilen bir insan sizin açığınızı yakalayarak, telefon, e-mail ya da msn üzerinden sizin kişisel bilgilerinize ve hatta banka hesaplarınıza bile ulaşabilir. Bu kadar tehlike sözkonusudur. Eğer korunmazsanız bunların hepsi mümkündür.

Bilgisayarınız üzerinde 80.000 adet kapı vardır. Evinizde 80.000 adet kapı olduğunu düşünün. Hangi birisini kapatacaksınız. Bunu fiziksel anlamda yapamayacağınıza göre bununla ilgili bir sisteme ihtiyacınız var demektir. İşte biz bu yazılım, donanım ve hizmetleri sağlıyoruz. O yüzden şirketlerin bu konuda çok dikkatli olması lazımdır. Deprem olduktan sonra deprem sigortası yaptırmamak lazımdır. Çünkü buraya vereceğiniz çok ciddi paralar, sizin imaj, prestij, iş kaybı veya tamamen sizin yok olmanızı sağlayacak zararlardan koruyacaktır. Fakat insanlar bu konuda maalesef bilinçsizler. Birinci konu güvenlik konusuydu.

İkinci konu ise kullanılan lisanssız yazılımlar konusudur. Biz bedavayı seven bir ulusuz. Bu tarz işlere para vermeyi pek sevmiyoruz. Lisanssız yazılımlar çalışır fakat zarar verirler. Güncelleme olmaz, güvenlik açıkları oluşur ki bu da size karşı oluşacak olan tehditleri arttırır. Kısacası lisanssız yazılımlar güncelleme yapamaz ve sizi koruyamazlar. Ayrıca bir süre sonra sisteminizde veri kayıpları ve program bozulmaları oluşur. Herhangi bir saldırı sonucu yazılımlarınız lisanssız olduğu için kimse gelip de size yardımcı olamaz. O yüzden lisanssız yazılım kullanmak her açıdan zarar verici sonuçlar doğurur. Üçüncüsü ise internette bugün bir kişi çok basit bir yatırımla bir web sayfası kurabilir. Fakat önemli olan bu sayfayı kurmaktan çok, onu güncel tutmaktır. Sayfanın interaktif, güncel, dinamik ve canlı tutulması gerekiyor. Gelen e-maillere anında cevap verilmesi gerekiyor. O yüzden bakış açısının değiştirilmesi gerekiyor. İnternet güzel bir ortamdır fakat korunması lazım. Yatırımlarınızı sürekli güncellemeniz lazım ki ileride yapacağınız yatırımlar bir süre sonra kaybolmasın.

Peki internette sizce % 100 güvenlik mümkün müdür?
Taner Özdeş - İnternet Güvenli Mi?İmkanı yok. Bugün fiziksel dünyada 0 güvende miyiz? Mesela siz bugün başbakansınız. Siz Başbakan iken sizin 0 güvende olma imkanınız var mı? Elbette ki yok. O zaman aynı şey internette de geçerlidir. Kennedy’i vurdular.

Dünyanın en güvenli olduğu söylenen ülkesinde böyle bir şey yaptılar. Nasıl olur böyle bir şey? Güvenlikte en büyük tehdit içeriden gelir. Yani sizin şifrelerinizi çalan kişi sizin en yakınlarınızdır. Eviniz soyulduğu zaman bunu muhtemelen evinizde çalışan bir insan yapar yada sizin en yakınlarınızdan birisidir bunu yapan. İçeriden korunmasız olduğunuz için de bugün internette 0 güvenlik diye bir şey yoktur. Burada amaç caydırmaktır. Arabanızda alarm olması, arabanızın soyulmasını 0 engeller mi? Engellemez ama arabanızı soymak isteyen kişiyi caydırabilir, hırsızın tercih ettikleri arasında sizin arabanız son sırada yer alır. İlk önce alarmı olmayan arabalara yönelir hırsız. Geçtiğimiz günlerde bankalara ATM yazılımı yapan bir firmadaydım. Diyorlar ki biz ATM’leri en iyi şekilde koruyoruz. Fakat adamlar vinç ile ATM’leri yerinden söküp götürüyorlar. Bu yüzden 0 güvenlik yoktur.

İnternette banka ve kredi kartı şifreleri çalınan bir kişi ne yapabilir? Nasıl bir yol takip edebilir?
Bankalara baktığımızda bu alanda birçok önlemler aldıklarını görebiliriz. Şifrenin tek başına çalınması bile sizin hesabınıza ulaşılmasını engeller. Çünkü bankalar bu alanda önemli adımlar attılar.

İnsanlarla çok rahat diyalog kurmam, insanları ikna edebilmem gibi unsurlar benim satış alanında işimi kolaylaştırdı.

SMS ile bilgi teyidi ve onay gibi değil mi?
Aynen öyle. Yani şifrenin çalınması tek başına yeterli değildir fakat şifrenin tahmin edilmemesi gerekiyor, yani kolay tahmin edilebilir şifreler ve anne kızlık soyadı, doğum tarihi ve sizinle ilgili kolay ulaşılabilecek bir bilgi şifre olarak kullanmamalı ve şifrenin minimum altı karakterden oluşması gerekiyor. Ayrıca şifrenin sadece rakamlardan oluşmaması gerekmekte, hem yazı hem de rakamları birlikte kullanarak şifre oluşturulmalıdır. Büyük ve küçük harfleri birlikte kullanmalıdır. Bu tarz şifreler kırıcıların da işini zorlaştırır. Şifrenin sık sık değiştirilmesi gerekmektedir. Bazı bankalar bunu zorunlu hale getiriyorlar. Her durumda şifrenin her ay değiştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de e-ticaret potansiyeli hakkında neler söyleyeceksiniz? ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde durum nedir?
Ülkemiz e-ticaret alanında önemli mesafeler kat etmiştir. Mesela ciddi ciroları olan Hepsiburada, Estore, E-bay ile ortaklık yapmış Gittigidiyor gibi bu alanda önemli başarılara imza atmış şirketlerimiz var. Bu şirketlerin önemli ciroları ve reklam gelirleri var. Bence doğru iş modelini kurduğunuz zaman dünyadaki diğer önemli örnekleri gibi başarılı olmak mümkündür. Fakat şuna dikkat edilmesi gerekiyor, burada bir e-ticaret şirketi kurulduğunda bu şirket bu hizmeti Türk Halkı’na yapmaktadır. Türkçe dili ile yapmaktadır. Dünya’ya açılmıyor, belli bir lokalizasyonda kalıyor. Sadece Türkiye sınırları içinde bir iş modeli geliştirmiş oluyoruz. Dili Türkçe olan, Türk Halkı’nın ihtiyaç ve beklentilerine yönelik ürünler satıyorsunuz. Türkçe kitap, Türkçe CD ve sair. Sizin vizyonunuz ne kadar geniş ise başarılı olma potansiyeliniz de o derece yüksektir. Türkiye’de yapılan işler, Türkiye pazarı için yapılmaktadır. Ülkemizin durumu ortadadır, gelir durumu düşük, internet kullanım oranı düşük. Bu alandaki yasal düzenlemelerin eksikliği ortada. Bunların da göz önüne alınması lazım. Avrupa ve Amerika’da ise durum daha farklıdır. Eğitim durumu iyi, yüksek gelirli, internetin p-80’ler oranında kullanıldığı ve e-ticaret konusunda yasal düzenlemelerin tamamlanarak taşların yerine oturduğu ve daha güvenli bir yapı sözkonusudur. Ayrıca oradaki şirketler ürünlerini tüm Avrupa ve tüm dünyaya pazarlıyorlar.

Senede 3000-4000 kişiye eğitim veriyorum ve 100’e yakın kitap okuyorum.

Bizde bir kere güvensizlik var, ilk olarak kendimize güvenmiyoruz. Altyapılar çok daha güvensiz. E-iş çok daha güvensiz. Kapsam ve ürün segmenti çok daha dar. Ayrıca ülkemizde 6-7 milyon insan var internet kullanan. Bu noktada alacak çok yolumuz var diyebiliriz. Alışkanlıklarımız, önyargılarımız, beklentilerimiz, taleplerimiz bu süreci etkileyecektir. Fakat ümitsiz olmamamız gerekiyor. Bu alanda çok başarılı olmuş şirketlerimiz var. Ülkemiz bu alanda önemli başarılar kaydetti ve yol aldık. Bugün bankacılık işlemlerinin büyük kısmını internetten yapan bankalarımız var. Telefon bankacılığı, internetin ön aşamasıdır. İnsanlar ilk önce telefon bankacılığına alışır sonra da onları internete kanalize edersiniz. Türkiye’de internet 7-8 senedir var. E-Ticaret 3 senedir var. İnternet ABD’de 20 senedir var. E-Ticaret ise 10 senedir mevcut. Her işte olduğu gibi biraz sabırlı olacağız. Olumsuz bakmamak lazım.

Dijital imza konusunda neler yapıldı, neredeyiz? Yapılması gerekenler nelerdir?
Biliyorsunuz bizim TurSign adında bir elektronik imza şirketimiz var. Avrupa’daki GlobalSign firmasının Türkiye’deki lisansörüyüz. Elektronik imza konusunda önemli adımlar atıldı. Avrupa’da dijital imza çoğu yerde başarısız oldu. Kanaatimce dijital imzanın kullanımının en önemli motivatörü devlet uygulamalarıdır. Siz ne kadar kanun olarak bu alanda yürütülecek faaliyetlerde dijital imzayı özendirir ve bu uygulamalarda dijital imzayı zorunlu kılarsanız o derece yaygınlaşır ve başarılı olur diye düşünüyorum. Ülkemizde internet bankacılığına da insanlar uzun süre şüpheci yaklaştılar ama bir süre sona alıştılar. Bugün Garanti Bankası toplam işlemlerinin p gibi bir kısmını internetten yapıyor. Dijital imza, bürokratik ve insanlara zor gelen işlemlerde önemli bir kolaylaştırıcı unsur olabilir. Elektronik imza bir güvendir. Bununla birlikte toplum içinde kabul görmesi bir termine bağlıdır ve daha çok devlet tarafından özendirilmesi ile ilgilidir. Türk insanı alışkanlıklarından kolay vazgeçen bir yapıda değil. Rahatına fazla düşkün ve elektronik imzayı da benimsemesi ancak elektronik imzanın kendisi için rahatlık oluşturduğuna inandığı anda başlayacaktır.

Bilişim sektörüne yönelik Sivil Toplum Kuruluşları’nda ne şekilde yer alıyorsunuz? Burada ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Türkiye Bilişim Vakfı, Türkiye Bilişim Derneği, TÜBİSAD gibi kuruluşlarda aktif olarak yer almaktayız. Şöyle ki, firmamız InfoNET’in Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda TÜBİSAD’ta Yönetim Kurulu üyesi olarak yer almaktadır. Bununla birlikte TBV ve TBD’nin bu alanlarda yürüttüğü çok önemli çalışmalar var ve biz de kurumsal olarak bu çalışmalara destek veriyoruz. TBV, Sn.Faruk ECZACIBAŞI liderliğinde elektronik imza konusunda çok önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Ayrıca TBD’nin de kamuda çok önemli çalışmaları mevcut. Çalışma grupları mevcut ve bizler de bu çalışma ve faaliyetlere sponsor olarak ciddi bütçelerle destek veriyoruz. Türkiye’de Bilişim Sektörünün daha verimli ve karlı bir hale gelmesi, sistematik hale gelmesi ve istihdam yaratması adına hem gönüllü olarak hem de çalışma gruplarında yer alarak destek veriyoruz.

Sizin en çok dikkatimizi çeken bir diğer yönünüz de satış konusundaki önemli başarılarınız. Nasıl satışçı oldunuz? Bu alandaki deneyimlerinizi nasıl elde ettiniz?
Benim en büyük özelliğim küçük yaşlardan itibaren çok farklı çevrelerde bulunmuş olmamdır. Yabancı okullarda okudum. Avusturya Lisesi, daha sonra University of Miami’de Pazarlama okudum. Babamın Rotary ve Lions Kulüplerindeki faaliyetlerinden dolayı buralarda da yer aldım. 8-10 yaz mevsimini yurtdışında geçirdim. Dünya’nın bütün ülkelerinde bulundum. Oralarda çalışma gruplarında yer aldım. Çok sosyal büyüdüm. Sosyal büyümem ve iyi okullardan mezun olmam kendime olan inancımı ve güvenimi artırdı. İnsanlarla çok rahat diyalog kurmam, insanları ikna edebilmem gibi unsurlar benim satış alanında işimi kolaylaştırdı.

Ben aslında bankacıydım. Unilever’de görev aldım. Pazarlamada daha çok çalıştım. Bulunduğum konumlarda karakterim itibariyle, çok ciddi sosyal ağa sahip olmam ve girişimciliğim itibariyle satış konusunda önemli deneyimler elde ettim. İnsanlar benim iyi bir satıcı olduğumu söylerler. Ben satıcıyım diye bir iddiada bulunmadım. Bu konuda insanlar beni çok cesaretlendirdiler. Daha sonra JCI derneğine 35 yaşında üye oldum ve eğitimci olma konusunda kurslara yazıldım. Monte Carlo’ya gittim. Orada "Eğitimcinin Eğitimi" eğitimini aldım. Geldiğimde belli saat eğitim vermem gerekiyordu. Ben de eğitimlerimi satışçı olduğum için satış alanında vermeye başladım. Vermiş olduğum seminerler beğenildi ve daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde gönüllü olarak bedava eğitimler verdim ve bu eğitimlerin ücretini de bu derneğe bağışladım. Oradaki eğitimlere 110 kişi geldi ve çok da beğenildi. Sonra Gaziantep, Bursa, Adana gibi şehirlerimizde birçok seminer verdim. Seminerlerim insanlar üzerinde çok etki yarattı, çok beğenildi. İnsanlar farklı olduğumu bana hissettirdiler. Devamında 35-45 yaş arasında 5000 kişiye eğitimler verdim.

Ben insanların kimsenin kayırmasına ihtiyaç duymadan, torpil aramadan birçok şeyi başarabileceklerini gösteriyorum.

Bununla birlikte artık bir kitabın olsun dediler. Onların teşviki ile kitap yazdım. Köşe yazarlığı yaptım, yazdıkça yazmayı sevdim. Kendime güvenim daha da arttı. Tamamen insanların teşvik ve cesaretlendirmesi ile bu alanlarda daha da derinlemesine faaliyetlerim arttı ve motive de oldum, kendime olan güvenim de arttı. Süreç böyle gelişti ve beni bu noktaya getirdi. Eduplus Zirvesi’ne katılıyorum, 5 sitede köşe yazılarım var. Ayrıca Yenibiriş’te köşe yazıyorum. Bu konuda inanılmaz bir bilgi birikimim oluştu. Birçok firmaya eğitim ve danışmanlık veriyorum. Sürekli kendimi geliştiriyorum, değişik bakış açıları kazanmaya çalışıyorum. Yeni insanlarla tanışıyorum. Senede 3000-4000 kişiye eğitim veriyorum ve 100’e yakın kitap okuyorum. Çok seyahat ediyorum. Panel ve seminerlere katılıyorum. Bunlar doğal olarak başarıyı getiriyor. Benim için en güzel başarı, insanların benden bir şeyleri görerek, ben neden yapmayayım diyerek bir şeyler yapmasıdır. Ben insanların kimsenin kayırmasına ihtiyaç duymadan, torpil aramadan birçok şeyi başarabileceklerini gösteriyorum. Türkiye’de çok yetenekli, girişimci ve cesur insanlar var. Onlar tabi bu başarıları takdir ediyorlar. Bu da benim bütün yaptığım yatırımın geri dönmesi anlamına gelmektedir. Maddi anlamda olmasa da kişisel tatmin anlamında. Ayrıca ikinci kitap için de çalışmalarımızı başlatmış bulunuyoruz. Sanıyorum 2009 yılında bu çalışmamız ortaya çıkacaktır.

Bu keyifli röportajı bize zaman ayırarak verdiğiniz için size çok teşekkür ediyoruz.

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara